|
MAKALELER, ŞİİR, FIKRA, ÖYKÜ, ELEŞTİRİ,
ÇEVİRİ,
DENEME, UYGULAMA, ARAŞTIRMA, KANUN VE
YAYINLAR
SELÇUKLU'NUN
YAYINLANMIŞ KİTAPLARI
Kitapları temin
edebileceğiniz internet kitapçıları:
www.sistem.com.tr
www.imge.com.tr
www.kitapyurdu.com/
www.idefix.com
www.netkitap.com
www.ilknokta.com
www.estore.com.tr
www.vesaire.com
http://beyoglu.pandora.com.tr
2003
(iki makale)
2005
2006
2008
2008
NİSAN / SİSTEM YAYINCILIK
KÜÇÜK VE ORTA ÖLÇEKLİ İŞLETMELER İÇİN YÖNETİMDE 14 "S" BECERİSİ
"Bir
organizasyonu da kurulduğu anda suya düşen bir taş gibi görüyorum. Taşın
suya dokunmasıyla yaratılan enerji, dalgalar halinde büyüyerek yayılır.
Dalgaların çapı elbette taşın düştüğü yüksekliğe, yoğunluğuna ve hacmine
bağlı olarak farklılaşır. Görüntü, örgütsel işleyişte evrensel
geçerliliği olan süreçlerle ve bunlara ilişkin kavramsal
modellerle tanımlanan faaliyetlerin haritasıdır adeta.
Öte yandan dalgaların gücü ve sürekliliği de organizasyon
açısından faaliyet çevresine,
mevcut
pazardaki konumlanmaya, sunulan ürün ve hizmetlerin vizyon ve misyon
doğrultusunda değer yaratma zinciri içinde örgütsel iç enerjiye
bağlıdır. Bu bağlamda kurucusu tarafından adı net olarak konulsun ya da
konulmasın, merkezden başlayarak içten dışa halka halka yayılan sudaki
dalgalar, işletme süreçlerinin gerçekliğinde organizasyonun etkinliğini
ölçmemize yardım eden kriterlere (mihenk taşlarına) karşılık gelirler.
Özellikle McKinsey gibi dünyaca ünlü danışmanlık
şirketlerinin geliştirdiği 7-S ( İngilizce baş harfleriyle Structure,
Systems, Strategy, Skills, Stuff, Styles,Shared Values) modelinin “S”
harfleri her zaman ilgimi çekmiştir. Bunda 3 “S” harfinden oluşan
ismimin verdiği algıda seçiciliğin etkisi de büyüktür. İşe bu açıdan
bakınca sözcük bolluğuna inanın ben de çok şaşırdım. Danışmanlık ve
eğitim pratiğimde Türkçe’mizde “S” İle başlayan birçok terimi
kullandığımızı fark ettim. Kendi kendime “Ne kadar bereketli bir harf,
bu S” dedim… Bunların bizim kavram dünyamızda özellikle organizasyonlar
açısından net algılanan modellere dönüştürülmesi gereğine inanarak
üçüncü kitabımı yazmaya karar verdim. Bir de kitabı tamamlamaya
yaklaştığım günler içinde “Secret-Sır” adlı kitabın da piyasada ilgiyle
okunması benim için güzel bir tesadüf oldu.
Şimdi sizi, yöneticiler için “S”lerden oluşan kavram
dünyasını aydınlatıcı bir yolculuğa davet ediyorum…"



2006
KÜÇÜK BİR GİRİŞİMİN ÖYKÜSÜ ( S.S.Selçuklu,Şubat 2006-Sistem Yayıncılık)
Soner Selçuklu, kitabında bir hobi olarak
başladığı mikro ölçekli işini Türkiye için tarihsel bir önem taşıyan
1980 ve 1995 yılları arasında orta ölçekte bir işletmeye nasıl
dönüştürdüğünü ilk ağızdan kaleme almış.
Selçuklu’nun öyküsü binlerce küçük
girişimcinin kendine pay çıkarabileceği örneklerle dolu... İş yaşamında
kararları belirleyen ve tetikleyen arka plandaki nedenler ve yakın çevre
çok önemlidir. Kitapta duygularıyla, hataları ve başarılarıyla bir
girişimcinin öyküsünü okuyacaksınız.
Selçuklu’nun
2005 yılında Sistem Yayıncılık’tan çıkmış olan
Ergen Şirketler
eserinden sonra kaleme aldığı bu kitap, her sektörden iş adamları, küçük
ve orta ölçekli işletme sahiplerine ayna tutmanın yanında henüz
başlamış, başlangıç aşamasında veya yürümekte olan küçük girişimcilere,
gerek stratejik planlama, gerekse bilgi alacağı başvuru noktaları
açısından yol gösteren bir harita niteliğinde.

************************
RADİKAL GAZETESİ KİTAP EKİNDEKİ TANITIM

************************
“
KÜÇÜK BİR GİRİŞİMİN ÖYKÜSÜ ” ÜZERİNE 27 Temmuz 2006
Özden Aslan
PERYÖN Ankara Şubesi
Yönetim Kurulu Başkanı
Sayın Selçuklu’nun “Küçük Bir Girişim Öyküsü” adlı kitabını okuduğunuzda
sürprizlere hazır olun. Kitap bir girişimcilik öyküsünü anlatıyor ama
içinde çok romantik bir aşk hikayesi, bir ailenin 80’li yıllarda verdiği
var oluş savaşını ve Ülkemiz sanayinin o yıllardan bugüne geçirdiği
aşamaları da buluyorsunuz. Elbette en önemlisi sıfırdan başlayarak
büyüyen bir işletmenin geçirdiği evreleri, yaşanan sorunları, bunların
çözüm yollarını yazarın sıcak ve samimi bir anlatımıyla öğreniyorsunuz.
Soner Selçuklu’ yu bu içten ve yürekli paylaşımı, akıcı anlatımı için
kutluyor, yeni kitabını merakla bekliyorum.
Özden Aslan

************************
“
KÜÇÜK BİR GİRİŞİMİN ÖYKÜSÜ ” ÜZERİNE
Ali
Işık Akkarpat
Işık
Triko Genel Müdürü
Girişimcilik konusunun yaygın biçimde tartışıldığı günümüzde, Soner
Selçuklu bir hobi olarak başladığı mikro ölçekteki işini zaman içinde
büyütmesiyle ilgili yaşadığı girişimcilik deneyimini model alarak
kitabına konu yapmış.
Kişisel deneyimlerin iş dünyasında yol gösterici olduğuna kuşku yok. Bir
iş fikrinin hayata geçirilmesi sırasında dışarıdan görülenleri perde
arkasını, dönemin uluslararası siyasi ve ekonomik koşullarını birlikte
ele almak, girişimciliği çok yönlü irdelemek adına, düşünce zenginliği
yaratıyor. Kitap bu bağlamda Türkiye gerçeğine küçük bir girişimin
penceresinden bakıyor.
Girişimci olan yazarımız ülkemizde, uzun yıllar ihmal edilerek
kendi halinde belirsizliğe bırakılmış küçük girişimciliği desteklemenin
önemini öyküsünde dile getiriyor. Konuyla ilgili kamu kuruluşlarına da
misyonları için göndermeler yapıyor. Küçük girişimciliğin, içinde
yaşadığımız küresel sistemin her noktasındaki ekonomilerin can damarını
oluşturan, olmazsa olmaz şartlardan olduğunu her satırda yeniden
hatırlatıyor. Okudukça bugün varlığını sürdüren bir çok işletmeyi
hatırlıyor ve aklınızdan “her birinin geçmişinde kim bilir ne kadar
emek ve çaba vardır” diye geçiriyorsunuz
Kitabı
okurken, iş kurma yolculuğunun zorluklarını her satırda adeta girişimci
ile birlikte yaşıyorsunuz. Giriş bölümünde kendisinin bile yazarken
yaşadıklarını hatırlayıp yorulduğunu söylerken bir an için farkında
olmadan girişimci olmayı düşünenler için caydırıcılık yaptığını
düşünüyorsunuz…Oysa doğruları da ortaya koyarak akılcı bir iş kurma ve
geliştirme sürecinin nasıl olması gerektiğini adım adım onunla birlikte
öğreniyorsunuz.
Koşulların 10 yıl öncesine göre girişimcilere sağlanan destekler
açısından, genişleyen fırsat ağları yarattığını da vurgulayarak, tüm
girişimcilere danışmanlık almalarını öğütlüyor.
“Küçük Bir Girişimin Öyküsü” kitabı ülkemizin zengin kültürünün
yarattığı el sanatları alanındaki fırsatları kullanarak büyüyen bir iş
fikrinin gerçekleştirilmesini ilk elden çok sayıda iş fikriyle birlikte
anlatmaktadır. Girişimcilikle ilgili eserler çoğu zaman , işi bir
buzdağı gibi ele aldığınızda, dışarıdan görünen yanıyla bir prosedür
olarak geliştirme süreçlerini anlatmaktadır. Oysa iş insani boyutuyla
ele alındığında duyguların, çıkmazların, zorunlulukların ve var olma
mücadelesinin kişinin seçimlerini nasıl tetiklediği açığa çıkmaktadır.
Düşmenin değil ayağa kalkmanın önemini kendi yaşamından örneklerle
anlatan yazar, başarı tutkusu içinde, Türkiye düzleminde geleceğini
nasıl şekillendirdiğini içtenlikle sergilemektedir.
Kitap
iş kurmayı ve girişimciliği salt işletmecilik anlayışıyla değil,
buzdağının görünmeyen derindeki ilişkileriyle de tanımlamaktadır.
Bugün
bir çok küçük girişim aynı süreçleri yaşamaktadır. Öykü olarak kaleme
alınan iş fikri, çoğu girişimcinin düştüğü hataları bize özgü, bir
küçük girişimcilik modeli olarak önemli dersler çıkarılacak sayısız
örneklerle dolu…
Girişimcimiz (yazar) İşi kurarken “neyi, nerede, nasıl, ne zaman ve
kiminle yapmalı?” sorularına cevap arayan çok sayıda girişimci adayına
veya girişimciye yol göstermektedir.
Türkiye’de girişimciliğin dünü ve bugününü, iş planı örneğini,
girişimcilikle ilgili kavramlardan oluşan bir sözlüğü, maliyet
tablolarını da kapsamına alan kitap küçük girişimciler için bir yol
haritası niteliğindedir.

“KÜÇÜK
BİR GİRİŞİMİN ÖYKÜSÜ” NÜN VERDİĞİ MESAJLAR HAKKINDA ÇEŞİTLİ ÇEVRELERDEN
GÖRÜŞLER
·
“Küçük bir girişimin öyküsü’ nde, girişimciliği
tetikleyen nedenler ortaya konuluyor. Bence bu çok önemli bir konu.
Çünkü her aklına gelen biraz cesareti olan iş kurmaya çalışıyor. Kısa
sürede kapatmak zorunda kalıyor.”
·
“Bir girişimin mikro düzeyden başlayarak orta ölçeğe
kadar (resmi olarak hiçbir destek alınmadan) doğması ve gelişmesi
anlatılıyor. Günümüzde küçük girişimciyi destekleyen pek çok kurum ve
kuruluşlar var. Ancak yakın çevremde de görüyorum, hala eski usullerle,
sağdan soldan toparlama bilgilerle iş kurulmaya ve geliştirilmeye
çalışılıyor. Kitapta geleneksel yöntemlerin yetersizliği vurgulanıyor ve
bu yöntemler yerine danışmanlık desteği almaya yönlendiriyor.
Danışmanlık alınarak, deneme yanılmayla geçen uzun yıllar daha kısa
sürelere inebilir.”
·
“En küçük olanağı fırsata çevirmek üzerine örneklemeler
var.”
·
“Soğuk seramik ve kösele kullanarak imalat yapma
yöntemleri anlatılıyor. Ayrıca düşük sermaye gerektiren başka iş
fikirlerinin ip uçları veriliyor.”
·
“Şirket kültürünün oluşturulması ve önemi vurgulanıyor.”
·
“Girişimci, bir ev ortamında yaptığı işi vizyon sahibi
olarak ciddiye alıyor. Her adımında büyük bir işletme kurmuş gibi
hareket ederek, hedefine ulaşıyor. Böylece büyük düşünmenin ve değişime
ayak uydurmanın anlamı tartışılıyor. “Olumlu düşünmek, Liderlik,
Yaratıcılık, Kararlılık, Motivasyon, Stres yönetimi” konularına
değiniliyor. Engeller ve aşma çabaları ortaya konuluyor.”
·
“Kriz dönemlerinde uygulanan stratejilerden
bahsediliyor.”
·
“Planlı çalışmanın yararları vurgulanıyor.İş çevresinde
ağ oluşturma yolları gösteriliyor.”
·
“Müşteri İlişkileri Yönetimine, tutarlı bir piyasa
yaratmaya ve fiyat istikrarının nasıl sağlanabileceğine ilişkin örnekler
veriliyor.
·
“Yaratıcılığı destekleyen bir işletme kültürü oluşturma
yollarından örnekler var.”
·
“Başkalarıyla işbirliği geliştirmenin önemi ve olumlu
sonuçları ortaya konuluyor.(Özellikle AB projeleri son yıllarda
işletmeleri buna yönlendiriyor.Birlikte üretin, geliştirin,Pazar bulun
diyor.)”
·
“Pazarlama politikaları , risk yönetimi ve stratejileri
anlatılıyor.Müşteri ilişkileri nasıl geliştirileceği ve iş planı
iskeleti nasıl oluşturulacağı belirtiliyor.”

************************
2005
ERGEN ŞİRKETLER
(S.S.Selçuklu, Mart 2005-Sistem
Yayıncılık)
Soner Selçuklu, kitabında birer "organizma" olan
şirketlerle insan arasındaki benzerliğe işaret ediyor. Şirketlerin
gelişim evreleri ile insan yaşamının belirleyici bir dönemi olan
ergenlikten erginliğe geçiş arasındaki şaşırtıcı benzerliği yönetim,
stratejiler ve psikoloji-ortam açısından gözler önüne seriyor. Bedensel
gelişimin zihinsel ve ruhsal gelişimin önüne geçtiği ergenliğin
şirketlerin ömründe de aynı şekilde geçerli olduğunu gösteriyor. Bu
sancılı ama dinamizmiyle de çok şey vaat eden dönemde düşülen yanlışlar
ve çıkış yollarını ele alıyor.
Ergen Şirketlerde bu hızlı ve öngörülmez değişim döneminin eski, köklü
ve büyük kuruluşlar için de geçerli olabildiğini çarpıcı örneklerle
görüyor ve bunun mikro-makro maliyetleri üzerine düşünmeye
başlıyorsunuz.
Değişimde ilk adım, durumu tanımlamak, adını koymaktır. Ergen Şirketler,
sanılandan çok daha yaygın bir olguya ışık tutuyor. Bir girişimci ve
danışmanın bakış açısından kaleme alınan kitap, gelişimin bu evresinde
olan-kalan kuruluşların çalışanları, yöneticileri, sahipleri ile
danışmanları için taşları yerine oturtan bir yaklaşım sunuyor.

************************
RADİKAL GAZETESİ KİTAP EKİNDEKİ TANITIM

************************
"ERGEN ŞİRKETLER" Üzerine
ÖZDEN
ASLAN
Peryön Ankara
Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı
Sayın
Soner Selçuklu “Ergen Şirketler” kitabıyla küçük büyük tüm Şirketlere
ayna tutuyor. Diğer bir deyişle şirketlerimizde yaşadığımız sorunların,
aşamadığımız dar boğazların nedenlerini görmemizi sağlıyor. Bunu da
yaşamda çok iyi bildiğimiz bir dönemi, ergenlik dönemini ve o dönemde
yaşadığımız zorlu değişim sürecini bizlere düşündürerek kendi
yaşamımızdan dersler çıkararak yapmamızı sağlıyor. Böylece kitabı
okudukça Şirketinizin içinde bulunduğu durumu kendiniz teşhis edebilir
hale geliyorsunuz. Bu kitabi okuyanların onu mutlaka ellerinin altında,
kolay ulaşacakları bir yerde tutacaklarına inanıyorum. Çünkü
Şirketlerimizde günlük yaşamda karşılaştığımız sorunlara çözüm üretirken
“Ergen Şirketler” bize çok pratik ve yol gösterici bir referans kaynağı
olacaktır.

************************
"ERGEN
ŞİRKETLER" KİTABI ÜZERİNE
Ercüment Alptekin
Armada İşletmecilik ve Tic. A.Ş. Genel Müdürü
"Ergen Şirketler kitabında Selçuklu, şirketlerinde tıpkı insanlar gibi bebeklik, çocukluk, ergenlik, gençlik, olgunluk ve yaşlılık dönemlerinden geçtiğini söyleyerek organik sistemlerle bağlantı kurmuş.
Yazara göre: Kendi iç dinamikleriyle gelişmiş ekonomilerdeki işletmeler, mevcut
iş ekosisteminin işleyiş mantığından kaynaklanan sorunlara karşı, sağlıklı sayılabilen bir başlangıç
yapmalarından dolayı bağışıklık sistemleri gelişmiş olarak sürdürülebilir bir kârlılık düzeyi yakalayabiliyorlar. Bundaki önemli etken gelişmiş ekonomilerde bir işletmenin ilk kuruluş aşamasından başlayarak sistemde mevcut kurumlar aracılığıyla piyasa araştırmaları, iş planları, finansal yapıları, kuruluş ve işletme sermayeleri açısından gözetim altında yola devam etmeleridir.
Batıda ve gelişmiş ekonomilerde örneğin Business Angels –İş Melekleri- denilen kurumsallaşmış yapılar yol göstericilikleriyle işletmelerin ilk dönemlerinden başlayarak sektörlerinde istikrarlı büyümelerine yardımcı olmaktadırlar.
Göğüslenen riskler az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerinkine oranla daha azdır. Kısacası işletmeler bebeklik, çocukluk ve ergenlik dönemlerini sağlıklı geçirecekleri desteği alabilmektedirler. Girişimcilik projeleri bu ülkelerde ayakları yere basar hale gelmeden hayata geçirilmemektedir.
Ergen Şirketler'
de yazar, nasıl ki insan için fiziksel gelişimin hızlı
olduğu bu çağda zihinsel gelişim geriden gelirse şirketlerde de aynı aşamaların yaşandığını vurguluyor. Ergenlik sağlıklı olarak tamamlanmadığı taktirde aile, arkadaşlık, kişisel güven, kişisel gelişim ve iletişim becerileri konusunda insanin ileri yaşlarda ciddi sorunlar yaşadığını hatırlatıyor. Bu dönemde ergen çocuğun gücünü kontrollü kullanmayı
öğrenmeye çalıştığını, anlaşılmaya ihtiyacı olduğunu, en yakın çevresinin bu konulardaki duyarlılığı, ailenin sahip
olduğu değerler ve ilkeler manzumesi, örnek alınan büyüklerin tutarlılıkları çocuk üzerinde yön bulmasında etki yaptığını hatırlatıyor. Tersi durumda ise ruhsal problemlerin
gelişeceği bir alt yapıyla görünüşte ergenlikten çıkılsa da o dönemin çözülmeyen problemler için kişinin yaşamını sorunlu olarak yönlendirmeye başladığına dikkat çekiyor.
Yazar kitabında ülkemizdeki şirketlerin kendi çabalarıyla bu dönemi atlatanların sayısının görece küçük olduğunu söylüyor.
İstatistiksel bir rakam vermiyor ama bir pratisyen olarak ergenliği tanımladığı 19 konu başlığına göre her sektörden elde ettiği örnek bilgilerin bu
metaforu kurmada yeterli olduğunun altını çiziyor. İş yaşamındaki deneyimlerini, gözlem becerileri ve
araştırmacılığıyla birleştirerek elde ettiği veriler üzerine şirketlerin ergenliğini oturtuyor.
İşin ilginç yanı bir çok şirketin bu dönemde kaldığı konusundaki yaklaşımı. Bu konudaki tezlerini ise ülke ekonomisinin gelişmiş ekonomilerden farklı olarak sürekli alt-üst olan piyasalarında yol göstericilikten yoksun şirketlerin çok azının iç dinamiklerinin ergenlikten çıkmaya yol açtığına ilişkin yaşadıklarına ve gözlemlerine dayandırıyor.
Yazara göre
şirketlerin ergenlik dönemleri gereğinden fazla uzayınca da alışkanlığa
dönüşen örgütsel davranışlar sürekli tekrarlanan bir ergenlik kısır döngüsünün boy
gösterdiği bir çevrime yol açmaktadır. Selçuklu, bu dönemin şirketlerin ölçekleriyle bağlı olmadığını da ileri sürüyor. Ergenlik döneminde insanın kas, kemik ve hormon yapısındaki hızlı büyüme gibi şirketlerin de aslında büyümediklerini sadece uzadıklarını açıklıyor. Kurumsallaşmanın onlar için büyük bir problem olmaya devam ettiğini, alışkanlıklarından vazgeçmeyerek ergen çocukların umursamazlığı içinde geleceğe dönük planlamalardan kaçındıklarından bahsediyor. Selçuklu' ya göre Ergen Şirketler sadece kağıt üzerinde kurumsal süreçlere yöneliyorlar. Tepe yönetimlerin değişmeleri gerektiği noktalarda ise "VAR OLANI" savunma sistemleri devreye giriyor. Alışkanlıklarını bırakarak bilinçli bir değişim sürecine geçilmiyor.
Özetle ergenlik dönemini zorunlu ve yaşanması gereken bir çağ olarak tanımlayan yazar bunun her aşamasında danışmanlık veren kişi, kurum veya kuruluşların desteğine ihtiyaç olduğunu söylüyor. Bu tür kuruluşlar özel veya kamu kesiminden olabilir. ZOR GEÇEN ERGENLİK ÇAĞINDA BİR DANIŞMANA BAŞVURULMASI
GİBİ…
Selçuklu, ülkede azımsanmayacak
sayıda piyasada faaliyetini sürdüren Ergen Şirketlerin ekonomide sahip
olduğu büyük varlığın, kaynaklarının toplumun tümüne ait olduğu unutulmadan yol haritalarının çizilmesi gerektiğini önemle işaret ediyor. Ancak bu
şekilde şirket dışı danışmanlık destekleriyle firmaların finansal, teknolojik, sermaye ve insan kaynaklarında yol açtıkları erozyonun azaltılabileceğine
ilişkin bir çözüm önerisi getiriyor.
Bu çerçevede kitabı işletme sahiplerinden, danışman ve çalışanlara kadar yayılan bir yelpazede herkese tavsiye ederken bu metaforun da örgütsel farkındalığa hizmet eden çözüme yardımcı olacak kavramsal bir müzakere platformu yaratacağına inanıyorum."
************************
TRAFİK CEZASI ALAN VE ALMAYAN SÜRÜCÜLERDE
ÖFKE DÜZEYİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dr.
Ahmet Ziver BAŞBULUT (ADLI TIP ANABİLİM DALI TIPTA UZMANLIK TEZİ
DANIŞMAN (Yrd. Doç. Dr. Burcu EŞİYOK /ANKARA 2007)
ÖZET
Bu
çalışmanın amacı, trafik kurallarını ihlal eden sürücülerin öfke
düzeyinin araştırılmasıdır. Ülkemizde trafik kazalarının % 90’dan
fazlasının sürücü kusuruna bağlı olduğu göz önüne alındığında, sürücü
faktörünün irdelenmesi, Türk sürücülerinde ceza alma ile öfke arasında
ilişki olup olmadığının, varsa ilişkinin boyutunun ortaya konması ve
çözümü için öneriler geliştirilmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
Araştırma Ankara ilinde oturan, aktif olarak araç kullanmakta olan ve
gelişigüzel yöntemle seçilen 23–73 yas arası, 400 gönüllü sürücü ile
gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan kişilere Sürücü Öfke Ölçeği (SOO)
ve Çok Boyutlu Öfke Ölçeği (CBOO) uygulanmıştır.
Yapılan analizler sonucunda eğitim değişkeni acısından ilk ve
ortaöğretim grubunun, yükseköğretim grubundan pek çok alt boyutta daha
yüksek puan aldığı görülmüştür. Cinsiyet değişkeni acısından kadınların
öfkelerini daha ustu kapalı yöntemlerle göstermeyi seçtikleri, sakin
davranış alt grubunda daha fazla puan aldıkları, erkeklerin ise
öfkelerini saldırgan davranışlarla dışa vurdukları anlaşılmıştır.
Yas
değişkeni bakımından gençlerin trafikte kendine aşırı güvendiği ve
saldırgan sürücülük gösterdikleri, öfkelerini bedenle ve araçla ifade
ettikleri, ileri yaslarda ise öfkeye yol açan durumların ve tepkilerinin
azaldığı görülmüştür.
Kat
edilen yol değişkenine göre, en az yol kat edenlerin aldıkları puanların
daha düşük olduğu, en fazla yol kat edenleri puanlarının yüksek olduğu
görülmüştür. Sakin davranış alt boyutunda ise bunun tam tersi sonuçlar
elde edilmiştir. Kat edilen yol miktarı arttıkça yaşanılan streslerin ve
dolayısıyla öfkenin artmasının doğal olduğu düşünülebilir. Aktif olarak
araç kullanma suresi değişkenine göre trafikte araç kullanma suresi daha
fazla olan kişilerin deneyimleri arttıkça araca olan hakimiyetlerinin de
arttığı, daha az öfke yaratan durumlarla karsılaştıkları gibi ayni
zamanda öfkelerini kontrol etmede de ustalaştıklarını görülmüştür.
Çalışmamızda, içe donuk tepkileri yüksek olan trafik cezası almış
sürücülerin almayanlara göre trafik zabıtasının varlığından daha fazla
rahatsızlık duydukları ve saygısızca davranışlara karsı pasif-agresif
tepkiler verdikleri görülmüştür.
Ceza
alma değişkeni acısından ayni türde birden fazla ceza almaktan çok,
farklı türde cezalar almanın yol öfkesi acısından daha on plana çıktığı
görülmüştür. Genel öfke, güvenli olmayan sürücülük davranışları ve yol
öfkesi arttıkça trafik kurallarına uyumun azaldığı izlenmiştir.
Sonuçta trafik ortamında sürücülerde öfkeye neden olan durumlarla ve
ilgili çarpıcı sonuçlar ortaya çıkmıştır. Bu sonuçların, özellikle
trafikte daha fazla öfke yasayan bunu kendisini ve diğer sürücüleri
tehlikeye atarak gösteren sürücülerin saptanmasında ve bu kişilere
psikolojik yardim verilmesinde yol gösterici olacağı düşünülmüştür.
Anahtar Sözcükler: Trafik cezası, Öfke, Sürücü Öfkesi, Sürücü Öfke
Ölçeği, Çok Boyutlu Öfke Ölçeği.
************************

PROFESYONEL SÜRÜCÜLERİN TRAFİKTE ÖFKE
ACISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
Dr.
İrfan KORKUSUZ (ADLI TIP ANABİLİM DALI TIPTA UZMANLIK TEZİ)
DANIŞMAN (Doç. Dr. Gürol CANTÜRK) ANKARA 2007
ÖZET
Profesyonel Sürücülerin Trafikte Öfke Acısından Değerlendirilmesi:
Bu çalışmada; meslekleri gereği trafik ortamında uzun sure bulunan,
geçimini ticari araç kullanarak sağlayan, trafikte uzun sure kalmanın
olumsuz etkilerini üst düzeyde yasayan profesyonel sürücüler, trafikte
öfke acısından değerlendirilmiş, trafikte öfkelerini nasıl ifade
ettikleri ile öfkelenmelerine sebep olan etkenlerin ve bunların sürücü
davranışları üzerindeki etkileri incelenerek çözüm önerilerinde
bulunulması amaçlanmıştır. Araştırmanın örneklemi Ankara’da ticari
taksi, minibüs, belediye otobüsü, özel halk otobüsü, kamyon ve kamyonet
kullanan, rastlantısal olarak belirlenen toplam 375 profesyonel
sürücüden oluşmuştur. Araştırmada 2001 yılında Baklaya tarafından
geliştirilen Çok Boyutlu Öfke Ölçeği (CBOO) kullanılmış olup ölçeği
oluşturan maddeler sıra etkisini kontrol edebilmek amacıyla, değişik
sıralarda dizilerek, bir batarya haline getirilmiştir. Bu bataryaya da
cinsiyet, yas, eğitim, araç kullanma suresi, son beş yılda karışılan
kaza ve alinmiş trafik cezaları vb. bilgileri içeren demografik bilgi
formu eklenmiştir. Verilerin istatistiği incelenmesinde SPSS 15.0 paket
programı kullanılmış, tek yönlü varyant analizi, tanımlayıcı testler ve
korelasyon analizleri uygulanmıştır. Araştırma sonucunda profesyonel
sürücülerin karıştığı trafik kazalarında en önemli nedenlerden birisinin
öfkeli ve saldırgan sürücü davranışları olduğu, profesyonel sürücülerin
en çok, trafik kurallarına uymayan ve bunun doğal sonucu olarak diğer
sürücülerin haklarını hiçe sayıp onlara saygı göstermeyen araç
kullanıcılarına öfkelendikleri, bunun da sürücülüklerine saldırgan
davranışlar olarak yansıdığı, profesyonel sürücülerin trafik ortamında
öfkelendiklerinde en sık yaptıkları davranışın el kol hareketi yapmak ye
da küfür etmek olduğu, bu durumda profesyonel sürücülerin öfkelerini
daha çok sözel ve bedensel ifadelerle ortaya koyduğu, özellikle ticari
araç kullanan 18-30 yas grubu genç sürücülerin öfke belirtileri ve
saldırgan davranışlar yönünden en büyük risk grubunu oluşturduğu,
deneyim ve yasin artmasıyla öfkenin azaldığı, ticari araçları kullanan
şoförlerin sosyal güvencesinin olmayanlarda öfke belirtileri ve
saldırgan davranışların daha çok ortaya çıktığı, ticari araç kullanan
şoförlerin öfkeli ve saldırgan davranışlar sergilemelerinin
nedenlerinden birisinin de maddi sorunlar olduğu belirlenmiştir.
Özellikle profesyonel sürücüler deneyimli sürücüler olmalarına rağmen,
güvenli sürücülük özellikleri ve sürücülük yeteneğindeki sorunların
deneyimle çözülemediği ve ticari araçların karıştığı kazaların artarak
devam ettiği görülmektedir. Deneyimin yani sıra güvenli sürücülük
özelliklerinin kazanılmasında profesyonel sürücülere yönelik psikolojik
değerlendirmeler yapılmasının ve bu değerlendirmelerde sürücü gruplarına
göre özel eğitim programlarının oluşturulması son derece önemlidir. Bu
eğitimlerde, sürücülerle yapılacak görüşme sonucunda elde edilen
bilgiler, sürücü davranış, geliştirme programlarının içeriğinin
hazırlanmasında kullanılmalıdır. Sürücülerin yetersiz olduğu alanların
belirlenmesine dayanılarak oluşturulan bu eğitim programları, bireylerin
trafikte öfkeyle bas edebilmelerine, trafik kurallarına uymalarına,
kendi beceri düzeylerinin artmasına hatalı sürücü davranışlarının ise
azalmasına katkıda bulunacaktır.
Trafik, gerek kazalar gerekse de trafiği oluşturan unsurlar yönüyle adli
tıbbin çalışma alanlarından birisidir. Özellikle trafik kazasında
yaralanan olguların ceza davaları ve daha sonra tazminat davaları
surecinde adli makamlarca değerlendirilmeleri istenmekte, bu
değerlendirme içerisinde adli tip uzmanlarınca düzenlenecek raporlar
önemli olmaktadır. Hızla gelişen dünyada, ulaşım; bazen temel bir stres
sebebi, bazen de hayata mal olan bir yolculuktur. Trafik sorunlarına
sebep olan insan unsurunun oranı yol ve cevre unsurlarına göre çok
yüksek olup Türkiye’de ortalama %95-99 arasındadır. Bu nedenle,
insanlara güvenli trafik ortamını sağlayacak, yanlış hareketlerini
düzeltecek, doğru alışkanlıklar ve davranışlar kazandıracak çalışmalar
yapılmalıdır.
Çalışmamızın sonuçlarında elde edilen veriler; Çok Boyutlu Öfke
Ölçeğinin profesyonel sürücülerde iç tutarlılığı ve güvenilirliği yüksek
bir test olduğunu, bu sonuçlara göre de ticari amaçlı araç kullanan
sürücülerin öfke yönünden değerlendirilmesinde rahatlıkla
kullanılabileceğini göstermiştir.
Anahtar Kelimeler: Profesyonel sürücüler, öfke, trafik, adli tip, çok
boyutlu öfke ölçeği.
*******************************

ALIŞVERİŞ
MERKEZLERİ YAŞAM NOKTALARI MI?
Ercüment Alptekin
Armada Alışveriş Merkezi İşletmecilik ve Tic. A.Ş. Genel Müdürü
İnsanların kalabalık mekanlarda satıcıların toplu olarak
bulunduğu yerlerden alışveriş etmeleri tarihin çok eski dönemlerine
kadar uzanır. Bu konuyla bağlantılı olarak kapalı alanlarda alışverişin
başlangıç noktası ise İstanbul’daki "Kapalı Çarşı" dır.
Zamanla tarihin akışı içinde bu tür oluşumlar
evrimsel değişiklikler geçirerek en son haliyle tanıdığımız
Alışveriş Merkezleri yapısına (AVM) 1940' lı yıllarda ABD de
geçmiştir. Tek "ekonomik" kutuplu dünyamızın sermaye hareketlerini
‘’Küreselleşme’’ kavramı ile sınırların içine yerleştirmeye başlamasına
bağlı olarak üretim dışı ve/veya üretime destekli (pazarlama,
reklam vb.) stratejilerin yaygınlaşması perakende sektörünü ön plana
çıkarmıştır. Bugün Wal-Mart’ın günde 1 milyar USD ciro ile bir perakende
şirketi olarak dünya devlerinin en başında adını yazdırması elbette bir
tesadüf değildir. 2005 Eğilimleri ve 2006 beklentileri de perakende
sektörünün gittikçe artan bir ivme ile üretici ile satıcı arasındaki son
halka olma özelliğini daha da etkin olarak kullanacağını gösteriyor.
Bu noktadan hareketle makro düzeyde perakende
sektöründe, mikro ölçekte AVM' ler alışveriş dünyasında üretim ve
dağıtım süreci içinde etkin bir rol oynamaktadır. Öte yandan
hizmet sektörü içinde konuyu irdelediğimiz zaman ise işin bir başka
yönünü görebiliriz. Alışveriş sürecinde AVM' ler belki de en
fazla ‘’insani’’ ilişkilerin yaşandığı noktalardır .Bu konum AVM' lere
toplumsal anlamda birçok görev ve sorumluluk yüklemektedir.
Bilindiği gibi AVM' ler her gün binlerce insanın
girip çıktığı, karşılıklı olarak "mal alma ve ödeme yapma" işlemlerini
gerçekleştirdiği mekanlardır. Öte yandan sosyal
etkinliklerin ve yaşam noktalarının sergilendiği (çoğunlukla) kapalı
mekanlar olduğunu da unutmamak gerekir. Bu anlamda her geçen gün
‘’metalaştığından’’ bahsedilen insan ilişkilerinde belki de metanın el
değiştirmesi sırasında ‘’insanlaştırma’’ çabasıyla sıcak bir
iletişimi hayata geçirmek gibi bir işlev görmektedir AVM'ler. Bir ticari
işlevi ifade etmesine rağmen AVM'lerin sadece bunu yürüterek başarılı
olması mümkün değildir. Başarılı bir AVM aynı zamanda bir
‘’Yaşam’’ merkezi olmalıdır.
İnsanın bulunduğu her noktada yüz yüze iletişimin olması
doğaldır. Bu iletişime uygun davranışların ve uygulamaların hayata
geçmesi de bu anlamda gereklidir. Örneğin ‘’müşteri memnuniyeti’’ ya da
‘’müşteri odaklı’’ yeni stratejilerin kökeninde bu yüksek dokunuş süreci
vardır. Oysa uygulamalar bu kavramların içeriklerini insani ilişkilerden
mekanik ilişkilere doğru kaydırmaktadır. Zira insanın metalaşması adına
yürütülen çalışmalar yabancılaşmayı beraberinde getirmekte ve
uygulamayı başarısızlığa sürüklemekte ve işletme maliyetlerini de
artırmaktadır.
Alışveriş ilişkilerinin üstelik çok kalabalık
ortamlarda yaşandığı yerler olarak AVM'ler toplumu bu noktada uyarma ve
yabancılaşmayı engelledikleri oranda başarılı olmak durumundadırlar. Bu
önemli görev AVM' lerde mağaza içlerine kadar yansırken AVM' nin kendi
bütünsel kültüründe de karşılık bulmaktadır. AVM' ler kendi
bulundukları toplumsal olgularda kendini ifade sıkıntısı çektiğinde
yabancılaşma sürecini hızlandırma katkısı yapmaktadır. Bunun
toplumsal anlamda ciddi bir sorun olarak önümüzde durduğu bir gerçektir.
Sayısal anlamda yetersiz ziyaretçinin
gezdiği bir AVM çok önemli maliyetlere katlanmak gibi bir sıkıntıyla
karşılaşmaktadır.
AVM'lerde son dönemin moda sözcüğü ‘’farklılaşma’’yı
yabancılaşma girdabına sokmadan yaşatmanın yolu onu içinde yer aldığı
‘’bütünün’’ bir parçası halinde getirmekten geçmektedir. O halde
onu aynı bütünü iyi kanallardan besleyen bir parçası olarak yaşatmak
gerçek bir başarıdır.
Özetle AVM'ler günümüzde bir yaşam merkezi haline gelmek
zorundadırlar. Bu bağlamda topluma değer katan canlılığı AVM' lerde
görmek mümkün olmalıdır."İşe işin ruhunu katmak" anlayışı temel misyon
olmalıdır. Bu ruhu AVM' nin her noktasına yansıtmadan
ortamı yönetmek zordur. Mesele doğru ruhu doğru zamanda ve mekanda
yansıtabilmektedir.
Her zaman böyle değil midir?
2003
İTİŞMEYELİM İLETİŞELİM

(S.S.Selçuklu, İki makale-Rota Yayın 2003)

MAKALE, ŞİİR, FIKRA, ÖYKÜ,
ELEŞTİRİ, ÇEVİRİ,
DENEME, UYGULAMA, ARAŞTIRMA, KANUN
WEB SAYFALARINDA
4857 NUMARALI İŞ KANUNU-Bağlantı tarihi 16/02/2008
İŞ
BAŞVURUSUNDA TAM İSABET-Bağlantı tarihi 15/02/2008
ATATÜRK'ÜN BÜYÜK NUTUK'U
( Bedi Yazıcı özgün metin ve çeviri) -Bağlantı tarihi
22/11/2007
AVRUPA BİRLİĞİ HUKUKU-Av.Noyan Özkan
inisiyatif.net
-Bağlantı
tarihi 14/06/2007
ATTİLA İLHAN-Bağlantı tarihi 14/06/2007
LOZAN ANTLAŞMASI -Bağlantı tarihi 14/06/2007
SEVR ANTLAŞMASI -Bağlantı tarihi 14/06/2007
ZEKA
KONUSUNDAKİ ORTAK BİLİMSEL SONUÇLAR-Bağlantı tarihi 14/06/2007
ZEKA
KONUSUNDAKİ SON GELİŞMELER I: YAŞAM
BOYU ÖĞRENME VE
BAŞARIDA ZEKANIN ROLÜ-Bağlantı tarihi 14/06/2007
ZEKA
KONUSUNDAKİ SON GELİŞMELER
II ZEKANIN ÖLÇÜLMESİ Bağlantı tarihi 14/06/2007
İŞ
ARAYANLAR İÇİN FIRSAT YARATMAYI BİLMEK-Bağlantı
tarihi 14/03/2006
DİNAMİK SİSTEMLERDE BULANIK MANTIK METODU ve ÖRNEK Olarak HİSSE
SENEDİ
PİYASASININ MODELLEMESİ (PDF )-Bağlantı
tarihi 08/01/2006
LORENZ'İN KELEBEĞİ ( Başlangıç koşullarına hassas bağımlılığı
ve değişim etkisini
ortaya koyan küçük uygulama programı-Java Applet )-Bağlantı
tarihi 08/01/2006
FİZİK
NEDİR?-Bağlantı tarihi 08/01/2006
BİLGİ EDİNME HAKKI KANUNU-Bağlantı
tarihi 02/01/2006
KUANTUM
FİZİĞİ VE DÜŞÜNCE DÜNYAMIZIN KONTROLÜ
-Bağlantı
tarihi 02/01/2006
İŞ DÜNYASINDA ETKİLİ İLETİŞİM
(S.S.Selçuklu,
inisiyatif.net Nisan 2005)
DEĞİŞEN DÜNYA VE ORGANİZASYONLAR
(S.S.Selçuklu,
inisiyatif.net
Mayıs 2005)
İNADINA İLETİŞİM
( S.S.Selçuklu, Personel Excellence -Rota Yayın
05, 06 2005)
TÜRKİYE'DE İNSAN KAYNAKLARI
(
inisiyatif.net Mayıs 2005)
INTERNET'İN EN BÜYÜK GÜNAHLARI-Bağlantı
tarihi 19/09/2005
İNTİHAR VE ŞİDDET
(Doç.
Dr. Gülsen Erden) - Bağlantı tarihi 27/09/2005
KOPENHAG
KRİTERLERİ-
Bağlantı tarihi
02/10/2005
İNSAN GENOM PROJESİ: UMUT MU, KABUS MU?
(A.Ü.Tıp Fak.Adil Tıp
Ana Bilim Dalı)-Bağlantı tarihi 04/10/2005
ATATÜRK
ARAŞTIRMALARININ BİBLİYOGRAFİK DAYANAKLARI
(
Özer Soysal, Prof. Dr. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi
Kütüphanecilik Bölümü öğretim üyesi)
-Bağlantı tarihi10/11/2005
DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE BOZUKLUĞU-Bağlantı
tarihi 27/11/2005
İŞ
ARARKEN NE YAPILMALI ?-Bağlantı tarihi
03/12/2005
İŞ
ARAMA SÜRECİ BİLİNÇLİ OLARAK YÖNETİLMELİ -Bağlantı
tarihi 23/12/2005
SAYFALARIMIZDA
TRAFIK CEZASI ALAN VE ALMAYAN SÜRÜCÜLERDE ÖFKE
DÜZEYİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ-04/09/2007
PROFESYONEL SÜRÜCÜLERİN TRAFİKTE ÖFKE ACISINDAN
DEĞERLENDİRİLMESİ-04/09/2007
ALIŞVERİŞ
MERKEZLERİ YAŞAM NOKTALARI MI? -19/09/2005
(
Ercüment Alptekin -Alışveriş
Merkezleri Danışmanı )
1921 TEŞKİLAT'I
ESASİYE KANUNU-15/10/2005

TRAFİK TEKNİK EĞİTİM SAYFALARI
TRAFİK SORUNLARININ ÇÖZÜMÜNDE BİLGİ VE
DENEYİMLERİN
ROLÜ-
11/11/2005
(
Prof.
Dr. Müh . Muhittin Özdirim
Gazi Üniversitesi Fen
Bil. Enst. Traf. Plan ve Uyg.
Ana Bilim Dalı.
Emekli Öğr. Üyesi
)
TRAFİKTE SİNYALLER HAKKINDA
-
11/11/2005
( Prof.
Dr. Müh . Muhittin Özdirim
Gazi
Ünvst. Fen Bil. Enst. Traf. Plan ve Uyg. Ana Bilim Dalı.
Emekli Öğr. Üyesi)
KAVŞAKLARIN ÖNEMİ-
14/01/2006
Prof.
Dr. Müh . Muhittin Özdirim
HIZ KESİCİLER-
14/01/2006
Prof.
Dr. Müh . Muhittin Özdirim
KAZALARI ÖNLEMEK İÇİN YOLLARDA YAPILMASI
GEREKEN İŞLER-
14/01/2006
Prof.
Dr. Müh . Muhittin Özdirim
PARK ÖNLEME
-14/01/2006
Prof.
Dr. Müh . Muhittin Özdirim

*Çeşitli konularda bilgiye ulaşmak için WEB
adreslerinin olduğu sayfa

Copyright © 2008 |
Her Hakkı Saklıdır
|