|
TRAFİK TEKNİK
EĞİTİM BÖLÜMÜ
ANKARA ÇETİN EMEÇ BULVARI ÜZERİNDE SIK SIK OLAN TRAFİK KAZALARINA DİKKAT ÇEKMEK
AMACIYLA HAZIRLANAN ÖZEL SAYFA İÇİN
TIKLAYINIZ

KONU BAŞLIKLARI
-
TRAFİK SORUNLARININ ÇÖZÜMÜNDE BİLGİ VE
DENEYİMLERİN ROLÜ
-
TRAFİKTE SİNYALLER
HAKKINDA
TRAFİK
SORUNLARININ ÇÖZÜMÜNDE
BİLGİ VE
DENEYİMLERİN ROLÜ
Bu makale
ANKARA TRAFİK VAKFI KURULUŞU ATESTAŞ-www.ankaratrafikvakfi.org
(Ankara Trafik Eğitim ve Sağlık Hiz.Tic.A.Ş. Tel: 0 312 4723737)’ a
ait ilk sayısı Kasım- Aralık 2003 olarak basılan ve yılda altı
kez yayınlanan “TRAFİK” adlı derginin 10.sayısı sayfa 24-32'den
alınmıştır. Derginin içerik hazırlama ve baskı işleri ise CMS KONGRE
YÖNETİM SİSTEMLERİ ULUSLARARASI ORGANİZASYON YAYINCILIK BİLİŞİM
HİZMETLERİ LTD. ŞİRKETİ tarafından yürütülmektedir.info@trafikdergisi.com
Prof. Dr. Müh. Muhittin ÖZDİRİM
muhittinozdirim@gmail.com
Gazi Üniversitesi Fen Bil. Enstitüsü
Trafik Pl. ve Uygulama Ana Bilim Dalı Emekli Öğretim Üyesi
II. Dünya Harbinde
tam bir yangın yerine dönüşen
Almanya’yı kısa sürede bu günkü Avrupa’nın lokomotifi haline
getirenlerin Trafik ve Ulaşım açısından önem verdikleri ve asla göz
önünden ayırmadıkları öğeler şunlardır :
1 _ Teknik bilgi ( Mühendislik )
2 _ Ciddi , bilgili ve
Devamlı Denetim
3 _ Yeterli ve yaygın Eğitim .
Ben burada işin sadece Mühendislik
yanına değineceğim , çünkü bu , Trafik açısından 1. derece
önem taşıyor . ( Dünya Bankası verilerine göre % 30 ) .
Bütün bunların önünde olan da Bilgi
dir .Bu eleman , bir yandan başkalarının elde ettikleri deneyimleri
Doğru şekilde değerlendirmek
, diğer yanda ise düşünülerek geliştirilen elemandır .
Bazıları bize , bütün bu yaklaşık 60
yıldır süren Trafik alt yapı teknolojisini tamamlayan ülkelerin bu gün
geldikleri noktayı hedef olarak almamızı öneriyorlar .
Taşıtlara değil , İnsanlara öncelik
verelim .
Peki de !Nasıl ?
Trafik ve yaya alt yapı tesislerimiz bu
tavsiyeye uygun mu ? Mevcutları kazasız , belasız çalıştırmasını biliyor
muyuz ? Sorunları ne ? Bunları gidermesini biliyor muyuz ?
Bütün bunlara kafa yormadan” Kenti
yayalara açalım ! “ deniyor .Yani , yol ve kavşaklarda trafiği
kazasız şekilde işletemeyen bizler , bunu bir yana bırakıp , kenti
yayalara tahsis ederek trafik sorununu ortadan kaldıralım .
Unutulmaması gereken şey : Kenti yaşatan Trafiktir . Bu önlenirse
kent Ölür . Plancıların hocası sayılan Prof. Dr. Sir Colin
Buchenan bu konuda şunları söylüyor :
“Plancıların motorlu araçlara
karşı olan fikirleri daima iyi önlemlerin alınmasını önlüyor .
Otomobillere savaş açanlar , insanların ne olduklarını , nerede
yaşadıklarını , nereye nasıl gittiklerini bilmiyenlerdir .”
“ Çevre açısından otomobilin
önlenmesi ile onun vereceği ekonomik , sosyal faydaların arasında bir
balansın olması gerekir . “
“ Ben , sıkışık kent
merkezlerinde özel arabasını kullanmak istemenin imkansızlığını
biliyorum . “
“ Öte yandan hızla artan araç
sayısının antisosyal olduğunu ve bunun kontrol edilmesini de
düşünmüyorum . “”
Bazı plancılar , Trafiğe karşı yapılan
iyileştirmelerin daha çok trafiği çağırıp yarardan çok zarar vereceğini
iddia ederler . Bunlara karşı çıkan Prof. Martin Wohl , Amerikanın en
tanınmış ulaştırma dergisi Traffic Quarterely’ de şunları söylüyor :”
Trafiğe gösterilen kolaylık sonucu Trafiğin artışı , bir spiral şeklinde
sonsuza kadar devam edemez . Hakikatte olan şey , ya daha çok
araç bu tesisleri kullanacaktır veya evvelki kadar araç sıkışıksız
olarak rahat şekilde seyahat edecektir . Bu , getirdiği kolaylıklar
sonucu daha çok insan tarafından kullanılacak demektir. Bundan başka
otomobilli şahıslar , zirve dışı saatler yerine , zirve saatlerde de
seyahat etme yararını elde edeceklerdir “.
Prof.
Dr. Colin Buchenan, ” Traffic in Towns” kitabı yazarı olup, kentlerdeki
sorunların halli konusunda yarattığı doktrini takdir eden kraliçe II.
Elizabeth tarafından “Sir” unvanı verildi. Aslında yolların daha iyi
seyahat edilebilir hale gelmesinde bir seviye vardır ki onun
ötesinde bu tesislere daha çok araç gelmez . Buna Trafiğin
Otokontrolu denir .Kimse trafik ve park sorunları
yaşamak istemez.. Ona daha rahat ulaşım sağlanırsa kimse aracını yola
çıkarıp kalabalık kent merkezine gitmez .( Not : Buna Ankara dan her
kesin gözü önünde olan bir örnek verilebilir : Sıhhiyedeki yarım daire
şeklindeki Araç köprüsü .Bu köprünün yapılmasından bu güne kadar yıllar
geçtiği halde , Bazılarının beklediği gibi bu
köprünün getirdiği kolaylığın neden olacağı Trafik artışı ve
tıkanıklık bir türlü gerçekleşemedi .Trafik ilk günkü gibi
rahatça akıp gidiyor .Sayısında da artış yok .)Yine bazılarının , New
York ve Paris gibi büyük kentlerdeki hem zemin kavşaklardan misal verip
Ankara gibi iki tanecik Ana caddesi olan kentimize bunları örnek
göstermesi ve önermesine gelince :
1 – New York
kentinin birbirine paralel binlerce ana
caddesi vardır ki her biri Atatürk Bulvarından büyüktür .Alt / Üst
geçide gerek kalmadan sinyalle idare edilebilir. BunlaraAlt
/ Üst geçit yapmak
israftır . .Ayrıca , New York kentinin her ucuna giden, bazı
yerlerde 4-5 hatlı Metrosu da olup halka rahat ve hızlı ulaşım
alternatifi sunar .
2 _ Paris
kenti de New York’tan pek aşağı kalmaz
. Ayrıca , Champs Elysee bulvarının Etual meydanının
altından bir tünelle geçtiğini unutmayalım . Bunlara Londra’daki
Hydeparkcorner ve Euston tünelleri ile Holborn
viyadüklerini ekleyebiliriz . .Trafik ve ulaşım sorunlarının çözümü için
Trafik teknolojisinin Yeterince bilinmesi gerekir ki bunun
adı, ayrı bir bilim dalı olan Trafik Mühendisliğidir . Bu
dal , trafik kazalarının % 30 unun nedeni olan Trafik alt yapısındaki
şu çok önemli olan üç öğeyi kapsar
:
-
EMNİYET
-
KAPASİTE
-
EKONOMİ
Bu üç eleman , ayrıca birbiri ile de
sıkıca bağlıdır . Şimdi bunları ele alalım .
TRAFİK
ALT YAPISINDA EMNİYET
Bunu temin edecek olan eleman 2 tane
olup bunlar : Görmek ve Görülmek dir .Geçerliliği her yerde olan
bu elemanlar için Almanlar şu çok veciz cümleyi kullanırlar . “
Alt yapı , şaşkınlar bile emniyetle geçecek şekilde olmalı “
Almancası : (
irrensicher .)
Bu , Almanya da sade,yollarda değil ,
her yerde dikkatle uygulanır . Örneğin , birkaç sokağa kapısı olan
marketlerde Çıkış Yönü : AUSGANG olarak işaretlenmiştir . Bu
yazıyı fazla önemsemeden okuyacaklar ve bunu hiç düşünemeyen İdare
elemanları lütfen şunu düşünsünler :
“ Bir markettesiniz ,bomba veya yangın
paniği olmuş ,Eğer işaretlenmemiş ise , Çıkış kapısını nasıl ,
kime sorup bulacaksınız ? hele bir de bu kapılar , ( Bizdeki her
toplum yerinde olduğu gibi ) İÇERİ doğru açılırsa !!! “(
Not : Bu konuda ülkemizde gözüme çarpan ilk uygulama olarak gördüğüm
işaretlemeyi Karayolları Genel Müdürlüğünün Araştırma Daire
Başkanlığında yapan Başkanı burada belirtip , bu uygulamanın tüm ülkeye
yayılmasını dilerim ). Biz
yine Trafikte Görmek ve Görülmeye dönelim .Bu konuya ilk önce Yol
çizgilerinden başlamak gerekir . Çizgiler trafik şeritlerini sınırlar .
Bunların varlığı trafik akışının düzenli olmasını sağlar . Aksi halde
bir şeritlik yere, Ankara da olduğu gibi , birden fazla araç
sıkışmak isteyeceği için yolun Emniyet ve Kapasitesi düşer ve
kaza olur . Çizgilerin , Ankara da sık görülen şekilde kısa zamanda
silinen kalitede olmaması gerek . Burada çizgi rengi de önemli olup ülke
şartlarına uymalıdır . Bizim yollarımızda bu renk beyaz olmalıdır .
Yer
yer silik renkteki Sarı renkli çizgiler ,boyalar , yollarımız (
Avrupa’nın aksine ) toz ve çamurla dolu oldukları için kısa sürede
görünürlüğünü kaybetmektedir . Buna ek olarak kullanılan renklerin
seçilebilmesi için Kontrast özelliğinde olması gerekir . Aynı
özellik Karayollarındaki düşey Turistik yer levhalarında da
olmalıdır . İleri ülkelerde , İnsanları olduğu gibi , Trafik de,
bir körün elinden tutar gibi yönlendirilir . Örneğin Almanya' da
hemen her yerleşim yerine girerken aşağıdaki levhalar görülür .Bunlarda
beyaz zemin daima kent merkezini gösterir . Kentin yabancısı burada tüm
önemli yerleri , yönleri ve kentin çıkış noktalarını görür ve durup
kimseye sorup trafiği tehlikeye sokmadan yolunu bulur.Bir başka husus da
, yol boyunca tüm kavşaklarda ilk kavşakta işaretlenen yönler , oraya
varılmadıkça , aynen gösterilir .
Bizdeki gibi başta bir kere
göstermekle yetinilmez . Yol üzerindeki kavşaklar
( Şaşkınların bile yolunu rahatça bulacak )
özellikte olmalı . Kavşak içi
adalar ,yaya geçitleri , sinyal direklerinin yerleri ve onların
görülmesi için araçların durmaları gereken yerleri işaretleyen DUR
çizgileri çok önemli olup kavşak geometrisi de buna eklenmelidir .Bu
çizgiler trafiğin sinyal lambasını görmeleri gereken yerde olmalıdır .
Bu şekilde , sürücülerin bu güne kadar , trafik görevlilerince Yanlış
yönlendirilmesi sonucu kavşağın içine kabil olduğu kadar ilerleyip
yaya geçidini kapatma alışkanlığını düzeltecektir . Bunu gerçekleştirmek
için , trafik bilgisi ve alışkanlığı olmayan ülkemizde Sinyal ve DUR
çizgisi ve sinyaller Yaya geçitlerinden önce olmalıdır . Aksi halde
sürücü sinyal lambasını gördüğü sürece ileri gidip Yaya geçidini kapar
ve onu DUR çizgisi ilgilendirmez .Burada trafik polisine düşen
önemli görev , sürücülerde, kendisinin neden olduğu Yanlış
alışkanlığı düzeltmek ve onları Sinyali görmelerine alıştırmaktır .
Çizgilerden sonra kavşak içindeki yönlendirici adalar gelir . Özellikle
bunların uçları , trafiği tehlikeye düşürmemeli ve her hava şartında
görülebilmelidir . Ankara kentinde bu görevin ısrarlı şekilde yanlış ve
ilgisizce yapılması sonucu uçlara tehlikeli şekilde pek çok çarpma
olayları meydana gelmektedir. Bu çarpmadan görünmez şekilde hasara
uğrayan ön takımlar yarınki kazalara kapı açacaktır . Bunun için
yapılacak çok basit hizmet , beyaz renkte boya ve çizgilerin bu uçlara
uygulamasından ibarettir .Avrupa da çok önemle üzerinde durulan bu
konuyu Bütün çabalarıma karşın Ankara Belediyesindeki tüm görevlilere
anlatamadığımı burada belirteyim . Aşağıdaki resimlerde Ankara’daki
olaylar ve AB ülkelerinde yapılanlar görülüyor . İleri
ülkelerin kavşaklarında Trafik başı boş bırakılmaz
. Aksi halde , resimde görüldüğü gibi , kazalar oluşur .Aşağıdaki
resimlerde Ankara’nın en önemli kavşaklarından biri olan Kızılay
meydanında uygulanan Sinyalize Rotarin in 1973 yılında trafiği
nasıl yönlendirdiği görülüyor . Daha sonraki resimde , meydanın ortası
açılarak Otobüs Özel Yolu geçirilmiş ve yine de Trafik başı boş
bırakılmamıştır . Sonuncu resimde ise ortaya konan çok küçük teneke
adanın neden olduğu bu günkü kaos görülüyor .
Görme ve Görülme
konusunda söylenecek son söz Dünyada
ilk uygulama olan Bolu Dağının Sis Tesisleri ne aittir .
İlk ve son baharlarda görüş mesafesini 2 metreye kadar indiren sisle
baş edebilmek için( Karayollarında çalıştığım devrede ) ilk önce 4
Kilometrelik kesime 50 metre aralıkla yanıp sönen sarı lambalar dikildi
. Daha sonra ise , bu sistemin gösterdiği performans üzerine , uygulama
tüm dağı kapsayacak şekilde 12 Kilometreye çıkarıldı .Sistem uygulamadan
önce 6 ay kadar mobil jeneratörlerle yerinde denendi .Başlangıçta bu
fikre bazılarınca karşı çıkılmış ve bu konuda Amerikan
literatürü ileri sürülüp onların önerileri doğrultusunda , siste yolun
kapatılması bile öğütlenmişti .Oysa , sistemin yararı ,sisli bir günde
ilgisizlik nedeni ile uzun süredir tamir edilmeyen arızalı lambaların
neden olduğu 20 ölülü Varan otobüs faciası görüldükten
sonra anlaşılmış ve bu kesim Karayolları teşkilatı tarafından 12
Kilometreye çıkarılmıştır.
TRAFİK ALT YAPISINDA KAPASİTE
Yazının başında yer çizgilerinin trafik
düzenini temin ederek yolun kapasitesini artırıcı etkisini gördük
.Şimdi de Kavşaklara bakalım :
Kavşakların kapasitesi yüksek olmalı
,çünkü buralarda pek çok hareket olmaktadır. Bunun için Altın kural :
Kavşakta kesişen trafik kolu 4 den
fazla olmamalıdır .
Aksi halde kavşağın kapasitesi düşer
çünkü her bir koldaki kesişen trafiğe verilen geçiş müsaadesi kol sayısı
ile artar . Bunda şu iki neden beraberce rol oynar :
A )
Her akıma verilen geçiş süresi azalır ,
B )
Her geçiş süresinin baş ve sonundaki
emniyet süreleri nedeni ile olan zaman kayıpları artar .İşte bütün bu
nedenlerle Alman Trafik Standardı kesişen kolların sayısının 4
den fazla olduğu zaman ne yapılacağını belirtmiştir .Bu da :
A )
Ya , fazla kollar kavşak dışında
birleştirilir ,
B )
Veyahut , fazla sayıdaki kollardaki
trafik kavşak dışına doğru tek yönde olarak yönlendirilir .
( Not : Ankara da 1973 de Sinyalize
Rotari olarak düzenlediğimiz Sıhhiye kavşağında o zamanlar
kesişen 5 koldan biri olan Mithat Paşa kolunu dışarı doğru
yönlendirme konusunda Nazım plancılarla aylar süren sonuçsuz
tartışmaları hatırlıyorum . Sonunda Dalokay kendi inisiyatifini
kullandı ve Mithat Paşa caddesi kavşak dışına doğru yönlendi .
Kavşak kapasitesine , kesişen kollar
sayısı ile birlikte Kavşak tipi de tesir eder . Bu tipi
belirleyen en önemli öğe nedir ? denirse : Bu kavşakta kesişen akım
sayısı olan FAZ sayısıdır .Bu sayının en ideali ise = 2 dir .
Bu büyüdükçe , ( Kesişen kollar bölümünde anlatıldığı gibi ) Kapasite
de düşer .Konu hakkında yeterli bilgisi olmayan uygulayıcılar , hep
olduğu gibi , Tüm kollara ayrı ayrı geçiş süresi vererek hallederim
diyebilirler .Tabii artıracakları Periyot sürelerinin meydana
getireceği ek sorunları düşünmezler . Öte yanda bu , gereksiz
birikmeleri ve kuyrukları ortaya çıkarır .Tüm hareket ve gecikmelerin
içinde yer aldığı Periyot süresinin kabul edilebilir üst sınırı
135 Saniye olup bunun gereksizce artırılması ile sürücülerin
sabrı tükenir ve İhlaller başlar .Buna en yakın örnek , Ankara
da yıllarca yaşananlardır .Buradaki çok önemli kavşaklardan biri
olan AKAY kavşağında 1973 yılına kadar 3
Fazlı çalışan trafik ( Çankaya , Kızılay , Akay yönleri ) ,
( Kızılay kavşağında olduğu gibi ) 2Fazlı
Sinyalize Rotari ye çevrildi
.Trafiğin bu tür kavşaklar nedeni ile nasıl rahatladığını o günleri
yaşayanlar hatırlayacaktır . Bütün bu başarıda rol oynayan şey , faz
sayısının üç den ikiye indirilmesi idi .1990 yılına kadar başarı ile
çalışan bu kavşak , Metro çalışmasından sonra ,Faz sayısını 2 den 3 ‘
e çıkaran ( 1973 den önceki eski sisteme
“bilinmeyen nedenlerle ) dönüldü .1973 den 1990 yılına
kadar geçen 17 yılda bir kaç kat artan trafiğe karşı
yapılan bu Geri Dönüş ile bu kavşakta yaratılan Kaos , şimdiki
Belediye başkanı tarafından 3 katlı tünel tarafından çözülmeye
çalışıldı . Oysa , 1990 da Belediye Başkanı ve etrafındakiler
tekniğin yolunda yürüselerdi ,evvelce bu konuda yapılanların
başarılarına baksalardı bu kadar masraflı çözüme uzun süre gerek
kalmazdı . Bu arada bazı çevrelerin şimdiki Başkana önerdikleri
Yeni Trafik Etütlerinin onda yarattığı reaksiyon sonucu ,
önerdiğimiz çok ucuz çözüm de değerlendirilemedi .
Her şeyden önce ,teknik çevrelerin hiç
akıldan çıkarmamaları gereken şey , öncelikle ortaya çıkan problemleri ,
yapabiliyorsa , biliyorsa , basit yöntemlerle halletmektir
. Buralarda oluşacak kazaların , tıkanıklıkların bir an önce
düzeltilmesi gerekir
( Halkın seçtiği Belediye
Başkanından beklediği budur ).
Yoksa , bir yerde basit yöntemlerle
çözülecek probleme sırt çevirmek değil !!
Yine bazı çevrelerin iddia ettikleri gibi , burada çözülen problemlerin
ileriki kavşaklara sürüleceğine gelince : Bu konuda Alman
profesörlerinin önerisi şudur :
( Trafik Planlaması , sorunun en büyük olduğu merkezden dışarı yönde
yapılır . )Bunu söyleyenler
, 1945 yılında yangın yeri halindeki Almanya yı 15 yılda
bu günkü duruma getiren Prof. Korteler , Feuchtingerler ,
Leibbrandlar v.s. gibi bir çoklarıdır . 1973 yılında Dalokay
onun çok yerindeki kararı olarak işe en yoğun sorun olan Kızılay
kavşağından başlayıp daha az yoğun olan çevrelere ( Önce Kızılay ,
sonra , sırası ile : Sıhhiye , Akay , Osmanlı , Kavaklıdere kavşakları )
doğru gitmişti . Kapasite bahsini kapatmadan önce bir de
Sinyallere bakalım:
Sinyal ,kesişen akımları
güvenli şekilde yönetir . Bunların kavşakta biriken araçlarca rahatça
görülmesi gerekir . Bunda sinyal cephelerinin adedi önemlidir . Bunun
için AB ülkelerinin öncüsü olan Alman normu , “ Her
şeride en az bir tane sinyal gerekir “ der . Bizim baş kentimiz
Ankara'daki çok önemli kavşaklarda bu kurala hiç uyulmadığını üzülerek
her gün görmekteyiz . Bu kavşaklarda bekleyen pek çok sayıda araçlara
bakan bir tanecik sinyal havaleli bir araç tarafından
kapatılınca , diğer araçların gerekli zamandan önce hareket edip
kaza yapması işten bile değildir. Sinyal olan her kavşağa bir de
Trafik polisimi konmalı ?

Ekonomik olmayan işlerden: Ankara'da Meşrutiyet
caddesinde yapılan yaya üst gecidi.
Burada trafik sinyalle durdurulduğundan yayanın da
hemzemini geçmesi kabilken, onları bu çelik yapıya 10 metre kadar
tırmandırıp indirmenin ne yararı olabilir? Kimsenin tırmanamadığı bu
yapı gibilerini bir çok yerde de görebilirisiniz.Her zaman çok kalabalık
olan Meşrutiyet caddesine ikinci hemzemin sinyalize geçit yapıp halkı
oralara kanalize etmek mümkündür.
TRAFİK
ALT YAPISINDA EKONOMİ
Bu kural gereksiz veya zamanından çok
önce iş yapmamaktır .
Gereksiz iş , Trafikteki sistem bir
sorunu çözüyorsa , bu dururken buna ek olarak büyük masraflara girip
bunun üzerine bir başka işe girişmektir . Bunu 3 G ile formüle
ediyorum :
Gerekli iş , Gerekli Zamanda ve
Gerekli yerde yapılmalıdır .
Trafik yapılarında bu konu yabancı
ülkelerde Modüler olarak ele alınır . Burada önemli olan şey :
Artı kapasite gerektiğinde , eskisinin yıkımına gitmemektir . Eskisinin
üzerine veya altına gidip , sistem kapasitesini artırmaktır . Akay
kavşağında vakti ile yapıldığı gibi , iyi çalışan sistemi , Geri adım
atarak yok edip kaos yaratmak değil . Benim,Trafik Tekniği Konusunda son
olarak söyleyeceğim söz şudur : Ankara da bir zamanlar yapılan doğru
işleri doğru şekilde ölçeceklerin sağ duyularına güveniyorum. İlerde
Trafik Teknolojisi , ciddi şekilde öğrenildiği zaman bana inananların
artacağını düşünüyorum .Çünkü : ( Güneş Balçıkla Sıvanmaz ) .
R E F E R A N S L A R
1 – Prof. Dr. Müh., M. ÖZDİRİM ,
Trafik Mühendisliği 1 , 2 , Karayolları Gn . Md. 1994 , Ankara .
2 – Prof.Dr. Müh. ,M. ÖZDİRİM ,
Trafik Teknolojisi 1 , 2 , 3 , 4 ,Jandarma Okullar Kom . 2004 , Ankara
.
3 – Prof. Dr. Habil ., W. KORTE .,
Strassen Planung in Stadt und Land , Bau Verl. 1960
Berlin .
4 –.Prof
. Dr. Ing. Habil. K . LEIBBRAND ., Stadt und Verkehr , Zürich .
5 – Dr. Müh. M. ÖZDİRİM , Bolu Dağı
Sis Tesisleri , Karayolları Bülteni , S.19 – 33 , Sayı 281 , 1973 ,
Ankara
KIZILAY 1973

KIZILAY 2005

MUHİTTİN ÖZDİRİM KİMDİR?
Prof. Dr. Müh. Muhittin Özdirim
muhittinozdirim@gmail.com
1926’ da İstanbul’da doğdu. İlk, Orta ve Lise öğrenimini İstanbul’da
yaptı. 1950’ de İTÜ’ den mezun oldu . Sümerbank ve Karayolları
teşkilatlarında 22 yıl hizmet verdi. Daha sonra Ulaştırma Bakanlığı,
Ankara Belediye Başkan Yardımcılığı, Bayındırlık Bakanlığı ve Kültür
Bakanlığında görev yaptı. Gazi Üniversitesine öğretim üyesi olarak girdi
ve 1993’ de Profesör unvanı aldı . Bu arada 3.5 yıl Batı Almanya ve 1
yıl İngiltere de Trafik Planlama ve Güvenliği konularında devlet
örgütlerinde görev yaptı. Gazi Üniversitesinde "Trafik Planlama ve
Uygulama Ana Bilim Dalı" nı kurdu.
Diğer hizmetleri arasında Ankara’da 1973 yılında Sinyalize
Rotari çalışmaları, Tahsisli Otobüs yolu ve Bolu Dağı Sis Tesisleri
uygulamaları olmuştur. Trafikle ilgili 100 den fazla makale ve
bildirisi yayınlanmıştır.Amatör Pilot lisansına da sahip olan Özdirim'in
2. Dünya Savaşı Havacılık Tarihi konulu 100’ e yakın makalesi ve
havacılık konulu bir de kitabı bulunmaktadır.
K İ T A P L A R I
1 ) Trafik Mühendisliği 1, 2, Karayolları Genel Md. Yayını, Ankara
1994
2 ) Trafik Teknolojisi 1, 2, 3, 4, Jandarma Okullar Komutanlığı
Yayını, Ankara
2004
3) Hava Ulaşımında Motorsuz uçuş: Planörcülük , Türk Hava Kurumu
yayını, Ankara

Copyright © 2008 |
Her Hakkı Saklıdır |