|

ÇEVRE ÜZERİNE

MAKALE, ARAŞTIRMA, BİLDİRİ
2010-2090 Buz Denizinde öne
sürülen değişim

1979 Kuzey Kutup Bölgesi
2003 Kuzey Kutup Bölgesi
Trafik ve Çevre Etkisi-Bağlantı
tarihi 3/08/2008
Antalya Yöresinde Tarımsal Faaliyetler Sonucu Meydana Gelen Bazı
Çevre Sorunları Ve Çözüm Önerileri-Bağlantı
tarihi 3/08/2008
Kaynak:ACIA;
İngilizce PDF dosyası için tıklayınız -Bağlantı
tarihi 24/04/2008
Çevre Kirliliğinin Tanımlanması-Bağlantı tarihi
18/04/2008
Su Kirliliği-Bağlantı tarihi
18/04/2008
Yüzeysel Sularda Kirletici Etki yapan Unsurlar-Bağlantı tarihi
18/04/2008
Türkiye'nin Su Potansiyeli-Bağlantı tarihi
18/04/2008
Ortamlara Göre Su Kirliliği-Bağlantı tarihi
18/04/2008
Yeraltı Suyu Kirliliği-Bağlantı tarihi
18/04/2008
Deniz ve Kıyı Kirliliği-Bağlantı tarihi
18/04/2008
Göl Kirliliği-Bağlantı tarihi 18/04/2008
Kirlenmiş Suların Temizlenmesi-Bağlantı tarihi
18/04/2008
Çevre
Sorunlarının Kaynakları-Bağlantı tarihi
18/04/2008
Tarım ve Çevre Kirliliği-Bağlantı tarihi
18/04/2008
Çevre
Kirliliği ve Dilovası İnsanına Olumsuz Etkileri--Bağlantı tarihi
18/04/2008
Toprak Erozyonu, Oluşumu ve Nedenleri-Bağlantı tarihi
24/02/2008
Biyolojik Çeşitlilik-Bağlantı tarihi 15/02/2008
Türkiye'nin Çevre Konusunda Taraf Olduğu Uluslararası Sözleşmeler-Bağlantı tarihi
09/08/2007
Çevre Sözlüğü-Bağlantı tarihi
29/06/2007
Sera
Etkisi ve Küresel Isınma-Bağlantı tarihi 06/10/2005
Tema Vakfı-Bağlantı tarihi
18/06/2007
Konular:
-
İklim Değişikliğini Gündemin Ön Sıralarına
Taşımak ( yazının tamamını Tema
Vakfı web sitesinde görmek için
tıklayınız)
-
Temel Çevre Sorunları (Prof. Dr. Necmettin
Çepel, Celal Ergün)
İçindekiler:Çevre Kirliliği,Hızlı Nüfus
Artışı,Küresel Isınma ve İklim Değişimi,Doğal Bitki Örtüsü
Tahribi Sorunu,Toprak Kaynaklarının Tahribi, Kişi Başına Düşen Tarım
Alanlarının Azalması,Su Kaynaklarının Azalması,Ozon Tabakasının
Tahribi Sorunu, Biyoçeşitliliğin Azalması Sorunu,Su Ürünlerinin
Azalması Sorunu, Temel Çevre Sorunlarının Çözümüne İlişkin Öneriler
( yazının tamamını Tema
Vakfı web sitesinde görmek için
tıklayınız)
-
Küresel Isınma ve
Küresel İklim Değişikliği (Prof. Dr. Necmettin Çepel, Celal Ergün)
(İçindekiler: Giriş, Sera Gazlarının Tanıtımı,
Küresel Isınmanın Kanıtları, Küresel Isınmanın Ekolojik
Sonuçları, Küresel Isınma ve Küresel İklim Değişimine Karşı
Alınabilecek Önlemlerin Belirlenmesi İçin Yapılan Uluslararası
Toplantılara İlişkin Kronolojik Açıklamalar, Ekolojik
Değerlendirme,Kaynakça) .
( yazının tamamını Tema Vakfı web sitesinde görmek için
tıklayınız)
-
Kyota Kuralları ABD'ye Rağmen Kabul Edildi
( İçindekiler: Kyota Kuralları ABD'ye Rağmen Kabul
Edildi ,Küresel Yoksullaşma, Akdeniz 3000 Yıldır Hiç Bu Kadar
Isınmamıştı). (
yazının tamamını Tema Vakfı web sitesinde görmek için
tıklayınız)
Dünyanın Durumu 2002
Seth Dunn ve Christopher Flavin
Kaynak:Tema vakfı yayınları
Giriş
"Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi yaklaşırken iklim konusunda
sürdürülen uluslar arası müzakereler 10 yıl önceki tartışmalardan çok
farklı değil. 1992 Rio de Janeiro Dünya Zirvesi öncesi dönemde olduğu
gibi Bush’un başında olduğu A.B.D. yönetimi iklim değişikliğiyle
mücadelede gerekli taahhütlere girmeyi reddediyor, Avrupa’da bu
müzakerelere katılan taraflar ise sera gaz emisyonlarını azaltmaya
yönelik bağlayıcı ulusal hedefler belirlenmesi için çaba harcamakta.
Gelişmekte olan ülkelerin temsilcileri varlıklı komşularını gerekli
önderliği sergilemedikleri için eleştiriyor, bu sorunun çözümü için
kendilerinin yaptığı çalışmalara mali ve teknik yardım talep ediyorlar.
Çevre grupları anlaşmaya varılamazsa bütün çevrenin tamiri olanaksız
hasarlara uğrayacağı uyarısında bulunurken sanayi ticaret dernekleri
bağlayıcı bir anlaşmanın dünya ekonomisini sınırlayacağı
iddiasında.Ancak son on yıl içinde bu bildik dramın perde arkasında
önemli bazı gelişmeler iklim değişikliği ile ilgili tartışmalara yeni
bir biçim verdi. Rio’da insan faaliyetlerinin gerçekten de dünya
iklimini değiştirip değiştirmediğine ve beklenen değişikliklerin
gerçekten de meydana gelip gelmeyeceğine ilişkin yeterli bilimsel veri
yoktu. Sera gazı emisyonlarının azaltılmasının getireceği maliyetlerin
çok yüksek olduğu düşünülüyordu. Dünyada sera etkisine yol açmayacak bir
enerji sistemine geçebilmek için daha temiz ve etkin teknolojilerin
oluşturulmasında pek az yol kat edilmişti.
Birçok sektör uluslararası bir anlaşmanın imzalanmasına tümüyle karşı
çıkıyor, savlarını desteklemek için tütün sanayinin
geliştirdiği,bilimsel araştırmaların sonuçlarını sorgulayan taktikleri
kullanıyordu. Bunun bir sonucu olarak da A.B.D. siyasi ağırlığını koydu
ve Rio’da üzerinde anlaşmaya varılan B.M. İklim Değişikliği Çerçeve
Sözleşmesi’ni (UN FCCC) önemli ölçüde sulandırdı.Aradan geçen on yılın
sonunda bugün insan faaliyetlerinin neden olduğu iklim değişikliğinin
bir gerçek olduğu ve bu değişikliğin gittikçe hızlandığı üzerinde
bilimsel çevreler genel bir görüş birliğine varmış durumda. Isınmanın
neden olacağının düşünüldüğü bazı etkiler yaşanmaya başlandı bile. İklim
değişikliğinin ekonomik boyutu konusunda oluşan tartışma derinleşiyor ve
yenilikçi politikaların emisyonları azaltmanın maliyetini önemli ölçüde
düşürebileceği fikri artık daha fazla kabul görüyor. Rüzgâr ve güneş
enerjisi, yakıt hücreleri ve diğer “alternatif” enerji teknolojileri
piyasaya tanıtıldı ve milyarlarca dolarlık sektörler oluşturmaya
başladı. Gittikçe artan sayıda kuruluş iklim değişikliğini inkâr
aşamasından kabul aşamasına doğru yaklaşıyor ve bazıları gelecekte
politikalarda yapılacak değişikliklere sonradan cevap vermeye çalışmak
yerine bunları önceden tahmin etmeye çalışarak bu konuyu bir rekabet
avantajı olarak görmeye başlıyor. Ve yıllarca süren mücadelenin sonunda
uluslararası toplum A.B.D. olsun olmasın o çok tartışmalı 1997 Kyoto
Protokolü’nü yürürlüğe koymak için gerekli siyasi iradeyi
gösterebileceğine dair işaretler vermeye başlıyor.
Gerçekten de iklim değişikliği ile ilgili siyasi ortam 1992’den bu yana
küçük fakat önemli bir dönüşüm geçirdi. Bunun nedeni kısmen bir çok
sanayileşmiş ülkenin sessiz sedasız emisyon azaltıcı politikaları
denemeye başlaması, kısmen de birkaç gelişmekte olan ülkenin ekonomik
kalkınmanın emisyon artışına yol açmadan devam edebileceğini gösteren
deneyimleri. Bunun da ötesinde Bush yönetiminin Mart 2001’de beklenmedik
bir anda Kyoto Protokolü’nü imzalamayacağını açıklaması ilginç bir
biçimde uluslararası düzeyde küresel bir anlaşmaya varmak için oluşan
kararlılığı daha da körükledi. İleride Kyoto Protokolü’nün nasıl
kurtulduğunu yazan tarihçiler Bush yönetiminin bu anlaşmayı reddini üç
yılı aşkın süredir tıkanmış olan müzakerelerin yeniden başlamasına neden
olan bir dönüm noktası olarak görebilir. A.B.D.’nin tek taraflı kararı
yalnızca Avrupa’da değil, Japonya, Kanada, Avustralya ve geçmişte
Amerika’nın müzakerelerde benimsediği tavrı desteklemiş olan diğer
ülkelerde de geri tepti.
Almanya’nın Bonn kentinde Haziran 2001’de Amerikalı yetkililer bir
kenarda durup seyrederken sayısız gözlemci ve katılımcının şaşkın
bakışları önünde 178 ülkenin temsilcisi protokolün başlıca kurallarını
belirledi.11 Eylül 2001’de gerçekleşen trajik terör saldırılarının iklim
müzakerelerinin geleceğini nasıl etkileyeceği bilinmiyor. Bush
yönetiminin ilk sekiz ayında dış politikada sergilediği tek yanlı
yaklaşım uluslararası terörizm sorununu çözmeye yönelik oluşturulan
geniş çok taraflı hareket sayesinde değişti.
Ancak A.B.D. hükümetinin gelişmekte olan diğer küresel sorunlar, örneğin
iklim değişikliği konusunda da aynı çok taraflı yaklaşımı benimseyip
benimsemeyeceğini zaman gösterecek."

Copyright © 2008 |
Her Hakkı Saklıdır
|